boşanmada kusur tespiti

Boşanma davaları, tarafların evlilik birliğini sona erdirmek istemesiyle gündeme gelirken, bu süreçte eşlerin kusur oranları önemli bir tartışma konusu haline gelmektedir. Boşanmada kusur tespiti hem boşanma sürecinin nasıl ilerleyeceğini hem de boşanma davasında tazminat taleplerinin kabul edilip edilmeyeceğini doğrudan etkiler. Bu yazıda boşanmada kusur tespitiyle ilgili detaylı bilgileri ele alacağız.

Boşanmada Kusur Tespiti Nedir?

Boşanmada kusur tespiti, eşlerden hangisinin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına daha fazla neden olduğunu ortaya koymak için yapılan hukuki bir değerlendirmedir. Boşanmada kusur tespitinde tarafların davranışları ve evlilik yükümlülüklerini ne ölçüde yerine getirdiği dikkate alınır. Örneğin; aldatma, şiddet veya ekonomik yükümlülüklerin ihlali gibi durumlar, genellikle kusurlu davranış olarak kabul edilmektedir.

Eşlerin Kusuru Nedir?

Türk Medeni Kanunu’na göre, evlilik birliğinin devamı için eşlerin karşılıklı sadakat, destek ve anlayış göstermesi gerekir. Bu yükümlülüklerin ihlali, eşlerin kusurlu sayılmasına yol açabilir. Örneğin:

  • Sadakatsizlik: Aldatma ya da güven sarsıcı davranışlar.
  • Şiddet: Fiziksel ya da psikolojik şiddet uygulanması.
  • Ekonomik İhmal: Aile geçimini sağlama yükümlülüğünün yerine getirilmemesi.
  • Saygısızlık: Sürekli aşağılayıcı veya küçük düşürücü davranışlarda bulunulması.

Boşanmada Kusur Sayılan Haller Nelerdir?

Yargıtay içtihatlarında ve Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebebi olarak kabul edilen kusurlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Zina (TMK m. 161)
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162)
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163)
  • Terk (TMK m. 164)
  • Akıl hastalığı (TMK m. 165)
  • Evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166)

Kusur Oranlarının Belirlenmesi

Boşanmada kusur tespitinde hakim, tarafların davranışlarını değerlendirerek kusur oranlarını belirler. Bu süreçte tarafların iddialarını destekleyecek delil ve tanık beyanları dikkate alınır. Örneğin, bir tarafın aldatma fiilini kanıtlamak için sosyal medya yazışmaları, mesajlaşmalar ya da tanık ifadeleri kullanılabilir. Mahkeme sunulan şeyleri inceleyerek eşlerin boşanmadaki sorumluluk düzeylerini oranlı bir şekilde belirler. Boşanmada kusur tespiti yapıldıktan sonra bulunan bu kusur oranları, boşanmanın kimin lehine olduğu ve mal paylaşımı gibi sonuçları doğurabilir.

Boşanma Davasında Kusurun Önemi

Kusur oranı, boşanma davasında tazminat ve nafaka taleplerini etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Kusurlu taraf, diğer tarafa maddi ve manevi tazminat ödemek zorunda kalabilir. Özellikle tam kusurlu taraf, tazminat talebinde bulunamaz. Bu nedenle boşanma avukatı yardımıyla güçlü bir savunma yapılması önemlidir.

Kusur Oranı Eşit Çıkarsa Ne Olur?

Eşlerin kusur oranlarının eşit olduğu durumlarda taraflar birbirinden tazminat talep edemez. Ancak nafaka talepleri, ekonomik durumlara göre değerlendirilmeye devam edebilir. Örneğin, eşit kusurlu bir davada, daha az gelire sahip olan taraf, yoksulluk nafakası talebinde bulunabilir.

Tam Kusurlu Olunması Halinde Ne Olur?

Eğer bir eş tam kusurlu olarak belirlenirse, diğer tarafın boşanma davası lehine sonuçlanır. Tam kusurlu eş, tazminat ve nafaka taleplerine karşı kendisini savunamaz. Örneğin, şiddet uygulayan veya sadakatsizlik yapan bir eşin, mahkeme tarafından tam kusurlu kabul edilmesi kuvvetle muhtemeldir.

Anlaşmalı Boşanmada Eşlerin Kusuru

Anlaşmalı boşanmada kusur tespiti yapılmaz, çünkü taraflar zaten boşanma süreci ve şartları üzerinde uzlaşmıştır. Anlaşmalı boşanma protokolü, tarafların nafaka, mal paylaşımı, çocukların velayeti gibi konularda vardıkları mutabakatı içerir. Ancak tarafların kusur oranı, bu süreçte dikkate alınmaz.

Kusur Oranları ve Tazminat

Boşanma davasında tazminat, tarafların kusur oranlarına bağlı olarak belirlenir. Maddi tazminat, boşanma nedeniyle uğranılan ekonomik zararları karşılarken; manevi tazminat, kişinin yaşadığı psikolojik yıkımı telafi etmeyi amaçlar. Örneğin, sadakatsizlik nedeniyle kusurlu olan bir eşin, diğer tarafa hem maddi hem de manevi tazminat ödemesi kararlaştırılabilir.

bosanmada kusur

Boşanmada Kusur Tespiti Yargıtay Kararları

Aşağıda yer alan Yargıtay kararları, https://karararama.yargitay.gov.tr/ adresinden alınmıştır.

2. Hukuk Dairesi 2019/1505 E., 2019/7166 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

    DAVACI-DAVALI: …

    DAVALI-DAVACI: …

    DAVA TÜRÜ: Boşanma

    Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

    Taraflarca karşılıklı olarak Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine göre boşanma davası açılmış, ilk derece mahkemesince; boşanmaya neden olan olaylarda; kadının kusursuz ve erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilerek, boşanmaya ve fer’ilere ilişkin hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesinin bu kararı, davacı-karşı davalı erkek tarafından boşanma kararına itiraz edilmeksizin; kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden istinaf edilmiştir.Türk Medeni Kanunu’na göre; boşanma davalarının eki niteliğinde nafakalar, maddi ve manevi tazminatlar “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz” (TMK m. 175) ve “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” (TMK m. 174/1,2) denilmek suretiyle madde metinlerinde kusur unsuruna açıkça yer verilmiştir. Belirtilen kusur unsurunun; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların kusur durumunu yorumladığı şüphesizdir.

    Boşanma davasının fer’i niteliğindeki nafaka ve tazminat taleplerine ilişkin uygulamada; isteklerin tümü yasadan kaynaklı birbirlerinin fer’i niteliğinde bulunduklarından boşanma kararı ve boşanmanın fer’ilerine ilişkin kararlar, hükmün gerekçesiyle ve de gerekçede belirlenen “Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların kusur durumu” ile birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Boşanma davası ile nafaka ve tazminat davaları arasında hukuki sebep birliği yoksa da birbirlerinin eki olması itibariyle aralarında sıkı sıkıya bağlı, biri olmadan diğerinin varlık kazanamayacağı sebep ve sonuç ilişkisi vardır. Tarafların, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusur unsurunun tespit edilmiş olunduğu gerekçe; münhasıran boşanma hükmüne değil, boşanma ve fer’i niteliğinde talep edilen istemlere ilişkin kurulan hükümlerin tümünün gerekçesidir. Kesinlik sadece hüküm fıkraları için söz konusu ise de; hüküm fıkraları ile gerekçe arasında anlatıldığı şekilde zorunlu bir bağ varsa hükmün gerekçesi de kesinlik kazanır. Boşanma davasıyla belirlenen “Kusur unsurunun” tespit edildiği gerekçe bölümünün; kesin hüküm ve kesin delil oluşturduğundan söz edilebilmesi için yukarıda anlatıldığı şekilde, kusur belirlemesi aleyhine olağan kanun yoluna başvurulmaksızın veya olağan kanun yollarına başvurularak tüketilmiş olması sonucunda ancak şekli anlamda kesin hüküm oluşturduğundan söz edilebilir.

    Somut olayda; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkek tam kusurlu bulunmuş, buna ilişkin gerekçeye dayalı olarak da boşanmaya ve fer’ilerine karar verilmiştir. Hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından açıkça kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlara ilişkin istinaf edildiğinden ilk derece mahkemesince tespit edilen kusur durumunun yazılı olduğu gerekçe bölümü aleyhine olağan kanun yoluna başvurulmuş olması nedeniyle şekli anlamda kesinleşmediği ve HMK m. 303/1 maddesi gereği şekli anlamda kesinleşmeyen bir hükmün maddi anlamda da kesin hüküm oluşturmadığı dikkate alınmaksızın kesin hükmün varlığına davalı olarak bölge adliye mahkemesince; davacı-karşı davalı erkeğin kusur belirlemesine ilişkin itirazının esası incelenmeksizin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde; bölge adliye mahkemesince yapılacak iş; ilk derece mahkemesinin kusur belirlemesine ilişkin tüm deliller değerlendirilerek tarafların kusur durumunun belirlenmesi ve bu belirlemeye bağlı olarak boşanmanın fer’i niteliğinde bulunan nafakalar ve tazminatlar yönünden karar vermekten ibarettir. Bu husus gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, nafakalara ve tazminatlara ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.11.06.2019 (Salı)