
Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat, eşlerin evlilik sürecinde maruz kaldıkları haksızlıkların ve zararların telafisi amacıyla Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri doğrultusunda hükmedilen önemli hukuki sonuçlardan biridir. TMK madde 174 gereğince, boşanmaya neden olan olaylarda haksızlığa uğrayan tarafın, maddi kayıplarını gidermek ve manevi zararını karşılamak amacıyla tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu kapsamda, boşanma davasında tazminat talebinde bulunan tarafın, iddialarını ispatlayarak mahkemeyi ikna etmesi büyük önem taşır. Boşanma avukatı, bu süreçte müvekkilinin haklarını koruyarak, delillerin sunulmasından tazminat talebinin dayandırıldığı hukuki gerekçelerin oluşturulmasına kadar kapsamlı bir destek sunar.
Yargıtay, tazminat taleplerine ilişkin verdiği kararlarla bu konuda yol gösterici bir rol üstlenmiştir. Özellikle tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların ekonomik durumu, boşanmaya neden olan olayların niteliği ve tazminat talebinde bulunan tarafın uğradığı zarar gibi kriterler önem arz etmektedir. Bu bağlamda Yargıtay kararları, mahkemelerin takdir yetkisini sınırlandıran ve tazminat miktarının hakkaniyete uygun şekilde belirlenmesini sağlayan bir rehber niteliği taşımaktadır. Bu yazımızda sizlere boşanmada maddi manevi tazminat miktarı Yargıtay kararlarını sunacağız.

Boşanmada Maddi Manevi Tazminat Miktarı Yargıtay Kararları
Aşağıda yer alan Yargıtay kararları, https://karararama.yargitay.gov.tr/ adresinden alınmıştır.
4. Hukuk Dairesi 2015/4603 E., 2016/2714 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 05/12/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen 22/01/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, maddi tazminat talebinin reddine ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılardan … ile 07/07/2008 tarihinde evlendiklerini, başka bir vesileyle hastanede yapılan konrolde, davalının rahminin ve cinsel organının 2/3’ünün bulunmadığının anlaşıldığını, bu durumu kendisinden saklayan davalıların zarar görmesine neden olduklarını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacının açtığı boşanma davası sonucu tarafların boşanmasına karar verildiği, hükmün 12/07/2012 tarihinde kesinleştiği, boşanma davasında davacının maddi ve manevi tazminat talebi olmadığı anlaşılmaktadır.
Boşanma davasında, yukarıda anılan ve boşanma davasını açmaya neden olan olaydan dolayı maddi ve manevi tazminat talep etmeyen davacının, ayrı bir dava ile asliye hukuk mahkemesinden maddi ve manevi tazminat talep etmesi dosyadaki belge ve bilgiler de nazara alındığında hakkını aramak değil sırf karşı tarafı müşkül duruma sokmak saikiyle hareket etmek isteğinden kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. Bir kişinin sırf karşı tarafa zarar vermek kastıyla hakkını kullanmasını hukuk düzeni korumaz. Bu sebeplerle, davacının davasının 4721 sayılı MK’nın 2. maddesindeki dürüst davranma düzenlemesine aykırı olduğunun kabulü gerekir. Şu durumda, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün, bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi 2014/17940 E., 2015/2542 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı (kadın) tarafından, maddi ve manevi tazminat talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalı-davacı (kadın), davacı-davalı (koca) tarafından açılan boşanma davasının 21.01.2014 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında maddi ve manevi tazminat talebinin olmadığını ifade etmiş, 03.03.2014 tarihinde açtığı ve kocanın davası ile birleştirilmesine karar verilen boşanma davasında ise Türk Medeni Kanununun 174. maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Gerçekleşen bu durum karşısında; davalı-davacı (kadın)’ın birleşen boşanma davasında talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminatın esası ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, kadının, kocanın boşanma davasındaki 21.01.2014 tarihli beyanı gerekçe gösterilerek tazminat istemlerinin reddine dair hüküm tesis edilmesi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.23.02.2015(Pzt.)
3. Hukuk Dairesi 2012/20041 E., 2012/24620 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 29.124 TL alacak yönünden itirazın iptali faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davalı ile … 1.Aile Mahkemesinin 2009/1416 Esas ve 2010/506 Karar sayılı boşanma ilamı ile boşandıklarını, boşanma davasından evvel davalıya maddi ve manevi tazminat bedeli olarak 15.000 Euro verdiğini, buna rağmen davalının boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, boşanma davası sırasında davalıya verilen 15000 Eoru’nun, hükmedilecek maddi manevi tazminat miktarından mahsup edilmesi talebinin kabul edilmeyerek, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan talep hakkının bulunduğunun belirtildiğini, bu nedenle davalıya ödediği 15000 Euro’nun tahsili için davalı hakkında icra takibi başlattığını davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatı talep etmiştir.Davalı taraf cevabında, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, 01.11.2011 tarihinde davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiş, yapılan yargılama neticesinde davalının zamanaşımı savunması kabul edilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamına göre, davacının davalı aleyhine 2006 yılında boşanma davası açtığı, bu davayı açmadan önce davacıya maddi ve manevi tazminat bedeli olarak 15.000 Euro verdiği, boşanmaya karar verilmesi halinde, maddi ve manevi tazminat takdiri sırasında davacıya verilen 15000 Euro’nun mahkemece değerlendirilmesinin istenildiği ancak, davacının açtığı boşanma davasının redle sonuçlandığı anlaşılmaktadır. 2009 yılında ise davalı … tarafından davacı aleyhine boşanma davası açılarak boşanmayla birlikte 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talep edilmiştir. Davalı tarafından açılan bu boşanma davasında davacı … davalıya maddi manevi tazminat bedeli olarak 15000 Euro verdiğini, maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesini istemiştir ve mahkemece eşler arasında dava dışında verildiği söylenen 15.000 Euro’nun sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince geri istenebileceği bunun maddi ve manevi tazminattan mahsubunun mümkün olmadığı belirtilerek davalı kadın lehine 15000 TL maddi ve 25000 TL manevi tazminata hükmedilmiş hüküm 09.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı bu kararın kesinleşmesinden sonra davalı hakkında 22.11.2010 tarihinde icra takibinde bulunarak, davalıya ödediği 15000 Euronun davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacının iddiası davalıya verdiği 15000 Euro’nun boşanmada geçerli olacak maddi ve manevi tazminat bedelinin karşılığı olduğu yönündedir. Taraflar 12.5.2010 tarihinde boşanmış ve boşanma kararında davacının davalıya maddi ve manevi tazminat bedelinin karşılığı olarak ödediğini iddia ettiği 15000 Euro’nun maddi ve manevi tazminat bedelinden mahsup edilmeyeceğine dair karar 09.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir.Bu durumda davacının davalıya verdiği 15000 Euro’nun geri istemesi gerektiğini öğrendiği tarih boşanma kararının kesinleştiği tarih olan 09.06.2010 tarihidir. Davacı boşanma kararının kesinleştiği 09.06.2010 tarihinden sonra 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde 22.11.2010 tarihinde icra takibi yaptığına göre, işin esasına girilerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine davanın neticelendirilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Ayrıca, sözkonusu katkı payı alacağı bakımından, katkı sağlandığı ileri sürülen iddianın boşanma kararının kesinleştiği tarih arasında, diğer bir deyişle evlilik süresince, BK’nun 132.maddesinin 1.fıkrası 3.bendine göre, zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacaktır (HGK 05.05.2010 gün, 8-231 Esas-255 Karar). Davacı, evlilik birliği içinde davalıya ait ev ve aracın edinilmesine, kendilerine ve çocuklarına daha iyi bir gelecek temin etmek amacıyla katkıda bulunduğu, boşanma sonucu ev ve aracın davalıda kaldığını ileri sürdüğüne, bu nedenle katkısı karşılığı tazminat talep ettiğine göre, tazminat isteği evlilik birliğinin devamı sırasında eşler arasında birlikte mal edinme konusunda akti bir ilişki kurulmuş olduğuna dayalıdır. Eşlerin aralarında mal ayrılığı rejiminin geçerli olması, açıklanan nitelikte akti ilişki kurmalarına engel değildir. Akti ilişkiden doğan alacak ve akte aykırı hareketler nedeniyle tazminat istekleri de kanunda başka surette bir hüküm mevcut olmadığına göre, BK’nun 125.maddesi uyarına 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Nikah devam ettiği müddetçe karı kocadan birinin diğeri zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı işlemez.
Ayrıca 1.11.2011 tarihli celsede davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesine rağmen, bu ara karardan dönülmeden davalının zamanaşımı itirazının kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Berre Olcay, 2015-2020 yılları arasında Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Hukuk Lisans eğitimini tamamlamıştır. 2018-2019 yılları arasında İstanbul Barosu tarafından düzenlenen Yasal İngilizce ve Terminoloji Sertifika Programı’na katılarak, yedi ay süren eğitim sonunda sertifikasını almıştır. 2016 yılında İrlanda’da bulunan EF Executive Language Institute’da İngilizce dil yeteneklerini geliştirmiş ve C1 seviyesinde İngilizce sertifikası almıştır. İstanbul ve Bursa’da faaliyet gösteren Berre Olcay hem yerli hem de yabancı müvekkillere yönelik kapsamlı çözümler sunmaktadır.