fiili ayrılık nedeniyle boşanma

Fiili ayrılık nedeniyle boşanma, evlilik birliğinin uzun süre fiilen sona erdiği ve eşlerin ayrı yaşamaya başladığı durumlarda başvurulan bir boşanma sebebidir. Türk Medeni Kanunu’na göre belirli bir süre boyunca fiili ayrılığın devam etmesi ve bu sürenin sonunda evlilik birliğinin onarılmaz biçimde zedelenmesi durumunda, eşlerden biri mahkemeye başvurarak fiili ayrılık nedeniyle boşanma talebinde bulunabilir. Fiili ayrılık genellikle daha önce açılan bir boşanma davasının reddedilmesi veya eşlerin evlilik yükümlülüklerini yerine getiremeyecek hale gelmeleri sonucunda ortaya çıkar. Bu boşanma türü hukuki olarak eşler arasında evlilik bağının devam etmesine rağmen fiilen ayrı bir yaşam sürmelerinin evlilik birliğini temelden sarsması gerekçesiyle kabul edilir. Blog yazısında fiili ayrılık nedeniyle boşanmanın hukuki süreci, şartları ve dikkat edilmesi gereken hususlar ele alınacaktır.

Fiili Ayrılık Nedir?

Fiili ayrılık eşlerin resmi olarak boşanmamış olmalarına rağmen evlilik birliğini fiilen sona erdirerek birbirlerinden ayrı yaşamaya başlamalarını ifade eder. Bu durumda taraflar aynı çatı altında yaşamayı bırakır ve birbirlerine karşı evlilikten doğan yükümlülüklerini yerine getirmezler. Fiili ayrılık nedeniyle boşanma genellikle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve tarafların bir arada yaşamalarının imkansız hale geldiği durumlarda ortaya çıkar. Hukuken evlilik devam etse de fiili ayrılık süreci çiftin evlilik ilişkisinin sona erdiğinin göstergesi olabilir. Eşlerin uzun süre ayrı yaşamaları boşanma davası açmak için kullanılabilecek bir gerekçe haline gelebilir.

Fiili Ayrılığın Boşanma Sebebi Olarak Kabul Edilmesi

Fiili ayrılık belirli koşulların sağlanması durumunda boşanma sebebi olarak kabul edilir. Türk Medeni Kanunu’na göre daha önce açılmış bir boşanma davasının reddedilmiş olması ve eşlerin bu kararın kesinleşmesinin ardından en az üç yıl süreyle ayrı yaşamış olmaları gerekmektedir. Bu sürenin sonunda evlilik birliğinin fiilen sona erdiği ve onarılamayacak bir noktaya geldiği mahkemece tespit edilirse taraflardan biri fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası açabilir. Bu süreçte boşanma davasında tazminat talepleri de gündeme gelebilir. Tazminat, evlilik sürecinde maddi veya manevi zarara uğrayan tarafın, diğer eşten talep edebileceği bir haktır ve mahkeme bu talepleri değerlendirerek karar verir.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davası Açma Koşulları

Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için öncelikle, daha önce açılan bir boşanma davasının reddedilmiş olması gerekir. Bu ret kararının kesinleşmesinin ardından eşler üç yıl boyunca ayrı yaşamaya devam etmelidir. Eşlerin bu süre boyunca bir araya gelmemesi, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının göstergesi olarak kabul edilir. Üç yıllık fiili ayrılık süresi dolduğunda taraflardan biri mahkemeye başvurarak fiili ayrılık nedeniyle boşanma talebinde bulunabilir. Mahkeme, ayrılığın devam ettiğini ve ortak yaşamın yeniden kurulma olasılığının kalmadığını tespit ederse boşanma kararı verebilir. Bu süreçte eşlerin mal paylaşımı ve nafaka gibi talepleri de değerlendirilir.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davasında Mal Paylaşımı

Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davalarında mal paylaşımı konusu da önemli bir yer tutar. Boşanmada mal paylaşımı evlilik süresince edinilen malların adil bir şekilde bölünmesini amaçlar. Taraflar arasındaki mal rejimi sözleşmesine göre, mal varlıklarının nasıl paylaşılacağı belirlenir. Eğer taraflar arasında bir mal rejimi sözleşmesi yoksa yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Mahkeme mal varlıklarını bu çerçevede değerlendirir ve tarafların mal paylaşımına yönelik taleplerini dikkate alarak karar verir. Eşler arasında mal paylaşımına yönelik anlaşmazlıklar çıkması durumunda bu süreç uzun sürebilir ve tarafların mali haklarını etkileyebilir.

bosanma sonrasi cocugun miras hakki

Fiili Ayrılık ve Çocuk Velayeti

Fiili ayrılık nedeniyle boşanma durumunda çocukların velayeti ve bakımına ilişkin düzenlemeler de önem taşır. Eşlerin ayrı yaşamaya başlaması çocukların kiminle kalacağı ve nasıl bir bakım düzeni sağlanacağı konularını gündeme getirir. Mahkeme çocukların üstün yararını gözeterek velayet hakkını taraflardan birine verebilir. Çocuğun velayetini almayan eş iştirak nafakası davası açarak çocuğun bakım masraflarına katkıda bulunabilir. İştirak nafakası, çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla velayet hakkına sahip olmayan eşten talep edilen düzenli mali destektir. Mahkeme, çocuğun gelişimini ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak iştirak nafakasının miktarına karar verir.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davasında Mahkeme Kararları

Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davalarında mahkeme öncelikle tarafların üç yıldır ayrı yaşayıp yaşamadığını ve ortak yaşamın yeniden kurulmasının mümkün olup olmadığını inceler. Mahkeme bu koşulların sağlandığını tespit ederse boşanma kararı verebilir. Ayrıca tarafların mal paylaşımı, tazminat talepleri, nafaka ve çocukların velayeti gibi konularda da kararlar alır. Mahkeme, taraflar arasındaki mali ilişkileri ve çocukların menfaatlerini göz önünde bulundurarak adil bir çözüm sunmayı hedefler. Kararların uygulanabilirliği ve tarafların haklarının korunması açısından mahkemenin vereceği hükümler önemlidir.

Ayrılığın Ortadan Kalkması Durumunda Boşanma ve Ortak Yaşamın Yeniden Kurulması

Fiili ayrılık sürecinde eşlerin ortak yaşamı yeniden kurmaları ve evlilik birliğini devam ettirmeleri de mümkündür. Eğer taraflar ayrılık süresi içerisinde barışarak tekrar bir araya gelirlerse bu durumda fiili ayrılık ortadan kalkar ve boşanma davası açma koşulları da sona erer. Eşler ortak yaşamı yeniden kurduklarında evlilik süreci kaldığı yerden devam eder ve fiili ayrılık nedeniyle boşanma talebi artık gündeme gelmez. Bu durumda taraflar arasında evlilik birliğini güçlendirmek ve anlaşmazlıkları çözmek için iletişim ve karşılıklı anlayış önemli rol oynar. Evlilik birliğinin onarılması boşanma yerine yeniden bir arada olma kararı alındığında geçerli hale gelir.