hamileyken boşanma

Boşanma süreci, eşler için duygusal ve psikolojik açıdan zorlayıcıdır. Özellikle hamilelik döneminde boşanma, hukuki süreçlerin yanı sıra duygusal yükü de artıran bir durumdur. Hamileyken boşanma, aile hukuku kapsamında özel bir hassasiyet gerektiren konular arasında yer alır. Bu yazıda, hamileyken boşanmanın nasıl gerçekleştiği, haklar ve dikkat edilmesi gereken unsurlar hakkında bilgi vereceğiz.

Hamileyken Boşanma Mümkün mü?

Hamileyken boşanma, Türkiye’deki hukuki sistemde mümkündür. Türk Medeni Kanunu’na göre, boşanmak isteyen bir kadın, hamile olduğu dönemde de boşanma davası açabilir. Evlilik birliğinin sonlandırılması, hamilelik gibi özel durumlarla sınırlandırılmamıştır. Ancak hamilelik durumu, boşanma sürecinde nafaka, velayet ve maddi haklar gibi konularda belirli değişikliklere yol açabilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 233. Maddesi, hamile kadınların korunmasına dair özel düzenlemeler içermektedir. Bu maddeye göre, hamile bir kadını terk eden eş, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir. Ayrıca, evlilik içerisinde kadının hamile olmadığını bildiği halde kocasını hamile olduğuna inandırması ve kandırması, duygusal şiddet olarak kabul edilmekte ve boşanma sebebi olarak gösterilmektedir.

Hamileyken Boşanma Davası Açarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hamileyken boşanma davası açmak, hukuki ve psikolojik anlamda dikkat edilmesi gereken önemli bir süreçtir. Bu süreçte, kadının ve doğacak çocuğun haklarının korunması büyük önem taşır.

Hamilelikte Boşanma Sürecinin Psikolojik ve Hukuki Zorlukları

Hamilelik dönemi, kadının hem bedensel hem de duygusal açıdan en hassas olduğu dönemlerden biridir. Hamileyken boşanma kararı almak, bu hassasiyetin üzerine eklenen hukuki ve psikolojik zorluklarla doludur. Bu dönemde tarafların duygusal yüklerinin artması, boşanma sürecinde yaşanan çatışmaları daha da derinleştirebilir. Özellikle çekişmeli boşanma davalarında, süreç uzayabilir ve bu da hamile kadın üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.

Hukuki açıdan, hamileyken açılan boşanma davalarında süreç, diğer boşanma davalarına benzer şekilde ilerler. Ancak hamilelik nedeniyle tarafların talepleri ve hakları üzerinde bazı ek düzenlemeler yapılabilir. Örneğin, velayet ve nafaka gibi konular hamilelik durumu göz önünde bulundurularak belirlenir.

Dava Açma Hakkı, Gerekli Belgeler ve Süreçler

Hamileyken boşanma davası açmak isteyen bir kadının öncelikle boşanma sebeplerini belirtmesi ve bu sebepler doğrultusunda hukuki süreci başlatması gerekmektedir. Boşanma sebepleri arasında fiziksel şiddet, aldatma veya ekonomik şiddet gibi unsurlar yer alabilir. Bu süreçte, boşanma davasının anlaşmalı ya da çekişmeli olmasına göre gereken belgeler farklılık gösterebilir.

Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar tüm hususlarda mutabakata varmış olmalı ve mahkemeye bir protokol sunmalıdır. Çekişmeli boşanma davalarında ise iddiaları destekleyen deliller, tanık ifadeleri ve diğer hukuki belgeler sürece dahil edilecektir.

Hamilelikte Nafaka ve Velayet Durumu

Hamileyken boşanma davası açıldığında, en çok merak edilen konulardan biri de nafaka ve velayet haklarıdır. Bu süreçte, doğacak çocuğun geleceği ve kadının maddi hakları ön planda tutulur.

Anne ve Doğacak Çocuğun Maddi Hakları

Hamilelik döneminde boşanma davası açan kadın, nafaka talebinde bulunma hakkına sahiptir. Tedbir nafakası, mahkeme tarafından boşanma davası süresince kadına ve doğacak çocuğa maddi destek sağlamak amacıyla hükmedilir. Nafaka miktarı, kadının gelir durumu ve doğacak çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenir.

Anne, doğmamış çocuğu için doğumdan sonra iştirak nafakası talep edebilir. Bu nafaka, çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanması için baba tarafından ödenir. Ayrıca, boşanma süreci boyunca mahkeme, kadının ikamet edeceği konutun ve ev eşyalarının kendisine tahsis edilmesine karar verebilir.

Boşanma Sonrası Maddi Tazminat Talepleri

Boşanma süreci tamamlandığında, kadının maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Maddi tazminat, boşanma sürecinde kadının uğradığı ekonomik kayıpların telafi edilmesi amacıyla talep edilir. Manevi tazminat ise, boşanma sürecinde kadının yaşadığı psikolojik ve duygusal zararın karşılanması amacıyla istenebilir.

Boşanma sonrasında, kadının ve doğacak çocuğun mal varlıkları üzerindeki hakları da korunur. Mahkeme, kadının eşinin mal varlıklarına yönelik tedbir kararı verebilir. Bu tedbirler, dava süresince ve kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Eşin mal varlıklarında tasarruf yetkisi sınırlandırılabilir veya eşya ve konutlar üzerinde şerh konulabilir.

Hamileyken Boşanma ve İddet Süresi

Boşanma davası kesinleşmeden önce doğan çocuk, evlilik içinde doğmuş sayılır ve velayet anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Ancak boşanma davasının kesinleşmesinden sonra doğan çocuk için Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen iddet süresi (300 gün) uygulanır. Bu süre içinde doğan çocuk, evlilik içinde doğmuş gibi kabul edilir. İddet süresinin sona ermesinden sonra doğan çocuğun velayeti ise kural olarak anneye verilir.

Sonuç olarak hamileyken boşanma, duygusal ve hukuki zorlukları olan bir süreçtir. Bu süreçte, kadın ve doğacak çocuğun haklarının korunması büyük önem taşır. Nafaka, velayet ve tazminat talepleri, hamile kadının maddi ve manevi açıdan güvence altına alınmasını sağlayan temel haklardır. Aile hukuku kapsamında uzman bir boşanma avukatından destek almak, hak kayıplarını önlemek adına oldukça faydalı olacaktır.

Hamileyken Boşanma Yargıtay Kararları

Aşağıda yer alan Yargıtay kararları, https://karararama.yargitay.gov.tr/ adresinden alınmıştır.

2. Hukuk Dairesi 2014/24696 E. , 2015/12299 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, kadın tarafından ikame edilmiş Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı boşanma davasıdır. Ancak mahkemece yanılgıya düşülerek davalının boşanmayı kabul etmesi ve birbirlerinden bir talepleri olmaması dikkate alınarak, taraflar arasındaki dava Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde düzenlenen anlaşmalı boşanma davası olarak değerlendirilmiş ve bu şekilde karar verilmiştir. Tarafların iradelerinin anlaşmalı boşanmak olmadığı anlaşılmakta ise de; boşanma hükmü temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır. Ancak davacı kadın ön inceleme duruşmasında davalıdan hamile olduğunu beyan etmiş, 6.8.2014 tarihinde de müşterek çocukları dünyaya gelmiştir. Hal böyle olunca mahkemece tarafların velayete ve iştirak nafakasına ilişkin görüşleri alınmaksızın yazılı şekilde anlaşmalı boşanma hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.06.2015 (Çrş)

2. Hukuk Dairesi 2010/15215 E. , 2011/16453 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: Bolu Aile Mahkemesi

TARİHİ: 03.05.2010

NUMARASI: Esas no:2009/58 Karar no:2010/179

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davalı-davacının reddedilen boşanma davası yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Toplanan delillerden; davalı-davacı kadının iki aylık hamileyken babaevine geldiği ve orada yaşamaya başladığı, davacı-davalı kocanın eşinin hamileliğiyle ilgilenmediği, bu tutumunun devamı olarak dava açıldıktan sonra doğan çocuğunu da görme çabası göstermediği, böylece birlik görevini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, boşanma koşullarının gerçekleştiği (TMK.md.166/1); kusurun tamamının davacı-davalı kocada olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, davalı-davacı kadının boşanma davasının kabul edilerek, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.20.10.2011 (Prş.)