
Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine göre iştirak nafakası, boşanma veya ayrılık durumunda velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarına katkıda bulunmasını sağlamak amacıyla hükmedilen bir nafaka türüdür. Bu nafaka, çocuğun velayetini üstlenmeyen ebeveynin mali durumu dikkate alınarak belirlenir ve esas amacı, çocuğun yaşam standardını korumaktır. İştirak nafakası, boşanma davası sırasında mahkeme kararıyla hükmedilebileceği gibi boşanma kesinleştikten sonra açılacak bir iştirak nafakası davasıyla da talep edilebilir.
Kimler İştirak Nafakası Talep Edebilir?
İştirak nafakası talep edebilecek kişiler şunlardır:
- Velayeti veya Geçici Velayeti Alan Ebeveyn: Müşterek çocuğun velayeti veya dava süresince geçici velayeti kendisine bırakılmış ve fiilen çocuğun bakımını üstlenen anne ya da baba, çocuğun masraflarını karşılamak için iştirak nafakası talep edebilir.
- Çocuğun Bakımını Üstlenen Vasi veya Kayyum: Eğer çocuğun velayetini taşıyan ebeveynler dışında bir kişi ya da kurum çocuğun bakımını üstlenmişse bu durumda vasi veya kayyum sıfatıyla nafaka talep edilebilir.
- Ayırt Etme Gücüne Sahip Çocuk: Hâlâ ergin olmamış ancak ayırt etme gücüne sahip bir çocuk, kendi adına iştirak nafakası talebinde bulunabilir.
İştirak nafakası talebinde bulunulurken velayeti alan tarafın kusur durumu dikkate alınmaz. Boşanma nedeniyle kusurlu bulunan taraf, örneğin eşini aldatan bir eş, müşterek çocuğun velayetini aldıysa diğer taraftan iştirak nafakası talep edebilir. İştirak nafakasında esas olan, çocuğun menfaatlerinin korunmasıdır. Ayrıca nafaka talebi, çocuğun nüfus kaydında ebeveyni olarak görünen kişiye yöneltilir. Bu durum, kişinin biyolojik ebeveyn olup olmamasına bakılmaksızın geçerlidir; zira hukuken ebeveyn olarak kayıtlı kişi, çocuğun ihtiyaçlarından sorumludur. Evlilik dışı doğan ve babasıyla soybağı kurulmamış çocuklar için ise öncelikle babalık davası açılması gerekir. Babalık hukuken tespit edildikten sonra iştirak nafakası talep edilebilir.
İştirak Nafakası Nasıl Talep Edilir?
İştirak nafakası, boşanma davası veya babalık davası ile birlikte talep edilebileceği gibi çocuk ergin olana kadar açılacak ayrı bir dava ile de istenebilir. Bu nafakanın kamu düzenine ilişkin bir niteliği bulunduğundan talep edilmesi için belirli bir hak düşürücü süre ya da zamanaşımı söz konusu değildir. Örneğin, yoksulluk nafakası boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde talep edilmek zorundayken, iştirak nafakası için çocuk reşit olana kadar talepte bulunmak mümkündür.
Boşanma Davasında Talep Edilmesi
Boşanma davası sırasında genellikle iştirak nafakası da talep edilir. Mahkemeden, yargılama süresince çocuğun giderlerinin karşılanabilmesi için tedbir nafakasına hükmedilmesi istenebilir. Bu nafaka, boşanma kararı kesinleştiğinde iştirak nafakasına dönüşerek devam eder.
Çekişmeli boşanma davalarında iştirak nafakası talebi, müşterek çocuğun velayetinin talep edilmesiyle birlikte yapılır. Mahkeme, nafaka yükümlüsü ebeveynin gelir durumu, çocuğun eğitim ve bakım giderleri gibi unsurları dikkate alarak nafaka miktarını belirler. Talep edilen nafaka miktarının, uzun süren yargılama süreçlerinde enflasyon gibi faktörler göz önünde bulundurularak hesaplanması da önemlidir.
Anlaşmalı boşanmalarda ise taraflar, boşanmanın tüm ferileri üzerinde mutabık kalmak zorundadır. Bu kapsamda iştirak nafakasına ilişkin hükümler de protokolde yer alır. Hakim, tarafların mutabakatını ve protokolde belirtilen nafaka düzenlemelerinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını inceler. Eğer iştirak nafakasına ilişkin bir düzenleme yapılmamışsa ya da çocuğun menfaatine aykırı bir durum mevcutsa hakim kendi takdir yetkisini kullanarak bu konuda bir karar verebilir. Taraflar bu düzenlemeyi kabul etmediği takdirde anlaşmalı boşanma davasının reddi dahi söz konusu olabilir.
İştirak Nafakası Davası ile Talep Edilmesi
Boşanma davası sırasında iştirak nafakası talep edilmemişse boşanma kesinleştikten sonra da iştirak nafakası davası açılarak bu talepte bulunulabilir. İştirak nafakası, kamu düzenine ilişkin olduğundan hakim boşanma davasında talep olmaksızın da bu nafakaya hükmedebilir. Ancak çocuğun reşit olduğu ana kadar bu talepte bulunulabileceği unutulmamalıdır. Reşit olduktan sonra ise geçmiş döneme ait iştirak nafakası talep edilemez.
Babalık Davası ile Birlikte Talep Edilmesi
Eğer çocuk evlilik dışında doğmuş ve biyolojik babasıyla soybağı kurulmamışsa iştirak nafakası talep edilebilmesi için önce babalık davası açılmalıdır. Soybağı ilişkisi kurulduktan sonra nafaka talep edilmesi mümkün hale gelir. Türk Medeni Kanunu’na göre, babalık davası sırasında babalık olasılığının kuvvetli bulunması halinde hakim, yargılama süresince çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması için tedbir nafakasına hükmedebilir. Bu şekilde hem yargılama süreci boyunca çocuğun masrafları karşılanmış olur hem de soybağı kurulması durumunda iştirak nafakası hüküm altına alınır.
İştirak Nafakası Davası Nasıl Açılır?
İştirak nafakası davası, müşterek çocuğun bakım ve eğitim masraflarını karşılamak amacıyla nafaka yükümlüsü olan ebeveyn aleyhine açılır. Bu dava, velayeti elinde bulunduran ebeveyn, çocuğun bakımını üstlenen yasal vasi ya da kayyum tarafından açılabilir. Ayrıca ayırt etme gücüne sahip olan ancak henüz ergin olmayan bir çocuk da kendi adına iştirak nafakası talebinde bulunabilir. Ancak iştirak nafakası davası açarken medeni hukuk alanında uzman bir avukata başvurmak önemlidir. Bu sayede hukuki süreç titizlikle yürütülür.
Dava dilekçesi hazırlanırken, talep edilen nafakanın miktarı ve gerekçeleri açık bir şekilde belirtilmelidir. Dilekçede çocuğun yaşadığı maddi ve manevi koşullar, eğitim durumu, yaşına uygun ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların maliyetleri detaylandırılmalıdır. Ayrıca nafaka borçlusunun gelir durumu ve ekonomik koşulları hakkında bilgi sunulmalı ve varsa kanıtlar dilekçeye eklenmelidir. Örneğin; gelir belgeleri, çocuğun eğitim giderlerine ilişkin faturalar ya da nafaka yükümlüsünün mali durumunu gösteren belgeler mahkemeye sunulabilir.
Dava açıldıktan sonra mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasını yapar ve sunulan belgeler ile delilleri değerlendirir. Bu süreçte hakim nafaka borçlusunun ödeme gücü ile çocuğun ihtiyaçlarını dikkate alarak adil bir karar vermeye çalışır. Mahkeme, gerekirse nafaka miktarını belirlemek için uzman görüşünden faydalanabilir. Dava sonucunda mahkeme, belirlenen nafaka miktarının ödenmesine karar verir ve ödeme şekline ilişkin düzenlemeleri karara bağlar.
İştirak Nafakası Davası Açma Süresi
İştirak nafakası, çocuğun üstün yararını gözeten ve kamu düzenine ilişkin bir yükümlülük olduğundan, talep süresi diğer nafaka türlerinden farklıdır. Müşterek çocuk ergin olana, yani 18 yaşını doldurana kadar iştirak nafakası talebinde bulunulabilir. Çocuğun eğitim, bakım ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için velayeti elinde bulunduran ebeveyn ya da çocuğun bakımını üstlenen diğer kişiler, bu süre zarfında iştirak nafakasına ilişkin dava açabilir.
Boşanma davasıyla birlikte talep edilebileceği gibi boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da ayrı bir dava açılarak iştirak nafakası talep edilmesi mümkündür. Bu durum, iştirak nafakasının çocuğun menfaatine dayalı bir düzenleme olması nedeniyle yasal olarak güvence altına alınmıştır. Boşanmanın feri niteliğinde olan diğer taleplerden, örneğin yoksulluk nafakası veya maddi-manevi tazminat taleplerinden farklı olarak iştirak nafakası için belirli bir süre sınırlaması yoktur. Yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir. Ancak iştirak nafakasında müşterek çocuk erginliğe ulaşana kadar herhangi bir süre sınırı bulunmamaktadır.
Çocuğun menfaatlerini koruma amacıyla düzenlenmiş olan iştirak nafakası, çocuğun ihtiyaçlarının devam ettiği sürece talep edilebilir ve talep hakkı bu ihtiyaçların varlığıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle çocuğun 18 yaşını doldurmasından önce dava açılması koşuluyla her zaman nafaka talebinde bulunmak mümkündür.
İştirak Nafakası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İştirak nafakası davalarında görevli mahkemeler, aile mahkemeleridir. Ancak aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri bu davalara aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve aile hukukuna ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde karar verir.
İştirak nafakası, boşanma davası ile birlikte talep ediliyorsa yetkili mahkeme Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre belirlenir. Buna göre boşanma davasını incelemeye yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce eşlerin son altı aydan beri birlikte yaşadıkları yer mahkemesidir. Bu kurallar, iştirak nafakasının boşanma davası ile birlikte talep edilmesi halinde de geçerlidir ve dava bu mahkemelerde açılır.
Boşanmanın kesinleşmesinden sonra açılacak iştirak nafakası davalarında ise yetkili mahkeme değişiklik gösterir. Bu durumda nafaka alacaklısı, yani velayeti elinde bulunduran ebeveyn, yerleşim yerindeki aile mahkemesinde dava açabilir. Yetkili mahkemenin bu şekilde belirlenmesi, nafaka alacaklısının haklarının korunmasını ve dava sürecinin daha kolay yürütülmesini sağlamayı amaçlar.
İştirak Nafakası Nasıl Hesaplanır?
Çocuğa ödenecek iştirak nafakasının miktarı, mahkeme tarafından çocuğun yaşı, eğitim durumu, güncel ekonomik koşullar ve genel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenir. Bu süreçte hakimin, nafaka yükümlüsü ve nafaka alacaklısı olan tarafların mali durumlarını detaylı bir şekilde değerlendirerek karar vermesi gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 330. maddesi uyarınca nafaka miktarının tespitinde çocuğun varsa kendi gelirleri de dikkate alınır. Örneğin, ilköğretim çağındaki bir çocuk için hükmedilecek nafaka miktarı ile üniversite çağındaki bir çocuk için hükmedilecek nafaka miktarı farklı olabilir. Aynı şekilde mali durumu daha iyi olan ebeveynin yanında kalan bir çocuk için belirlenen nafaka miktarı, mali durumu daha kötü olan ebeveynin yanında kalan çocuğun nafaka miktarından farklılık gösterebilir.
Mahkeme, iştirak nafakasının ilerleyen yıllarda ne şekilde artırılacağını da kararına ekleyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi uyarınca nafakanın her yıl Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) belirlediği Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) gibi ekonomik verilere, döviz kuru değişikliklerine veya altın fiyatlarındaki artışa göre artırılmasını öngörebilir. Böyle bir karar, nafaka miktarının ekonomik şartlara uyumlu şekilde artmasını sağlar ve tarafların sık sık dava açmak zorunda kalmasının önüne geçer.
Ancak hakim, iştirak nafakasının artış oranını karara bağlamamışsa ya da nafaka borçlusunun veya alacaklısının mali durumunda önemli değişiklikler meydana gelmişse taraflar nafaka uyarlama davası açabilir. Örneğin, nafaka borçlusunun gelirinin önemli ölçüde artması veya çocuğun eğitim masraflarının lise ya da üniversiteye başlaması gibi nedenlerle yükselmesi durumunda nafaka alacaklısı artış talebinde bulunabilir. Aynı şekilde nafaka borçlusunun ekonomik gücünün ciddi şekilde düşmesi gibi durumlarda da nafakanın yeniden belirlenmesi için dava açılabilir.
İştirak Nafakasının Sona Ermesi
İştirak nafakası, temel olarak çocuğun ergin olması, yani 18 yaşını doldurmasıyla sona erer. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesine göre çocuk ergin olmuş olsa bile eğitim hayatı devam ediyorsa nafaka ödenmeye devam edilir. Bunun yanı sıra çocuğun 18 yaşını doldurmadan önce evlenmesi ya da mahkeme kararıyla ergin kılınması durumunda da nafaka yükümlülüğü sona erer. Türk Medeni Kanunu’nun 11. maddesine göre, evlenme kişiyi hukuken ergin kılar. Bu nedenle evlilik durumunda iştirak nafakası kendiliğinden sona erer.
Nafakanın sona ermesi, sadece çocuğun ergin olması ya da evlenmesi gibi durumlarla sınırlı değildir. Çocuğun veya nafaka borçlusunun ölümü halinde de iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Ayrıca nafaka yükümlülüğüne yol açan koşulların ortadan kalkması durumunda mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılması talep edilebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesi, koşulların değişmesi durumunda hakime, nafakanın miktarını yeniden belirleme ya da tamamen kaldırma yetkisi vermektedir. Örneğin, çocuğun ekonomik olarak kendi geçimini sağlaması ya da nafaka alacaklısının başka bir kaynaktan yeterli gelir elde etmesi durumunda nafaka kaldırılabilir.
Ancak nafaka alacaklısı olan tarafın yeniden evlenmesi, iştirak nafakasının sona ermesine neden olmaz. İştirak nafakası, doğrudan çocuğun menfaatine yönelik bir yükümlülük olduğu için nafaka alacaklısının medeni durumundaki değişiklikler bu yükümlülüğü etkilemez.
İştirak Nafakası Ödenmezse Ne Olur?
İştirak nafakası, mahkeme kararıyla belirlenen ve hukuki bir yükümlülük doğuran bir borçtur. Nafaka yükümlüsünün bu yükümlülüğü yerine getirmemesi durumunda nafaka alacaklısı yasal yollarla hakkını arayabilir. Öncelikli olarak ödenmeyen nafaka için icra takibi başlatılabilir. İcra takibinin türü, nafakanın tedbir nafakası ya da nihai kararla hükmedilmiş bir nafaka olup olmamasına bağlıdır. Tedbir nafakası ilamsız icra takibi ile talep edilirken, mahkeme kararı ile kesinleşmiş nafakalar için ilamlı icra takibi yapılması gerekir.
Nafaka borçlusu, bu borcu ödememekte ısrar ederse alacaklı tazyik hapsi talebinde bulunabilir. Tazyik hapsi, nafaka borcunun ödenmesini sağlamak amacıyla uygulanan bir yaptırımdır ve borçlunun üç aya kadar hapis cezasına çarptırılmasını içerir. Ancak bu ceza, nafaka borcunun ödenmesi halinde derhal sona erer. Tazyik hapsi, yalnızca son üç aylık ödenmemiş nafaka borçları için uygulanabilir, daha eski biriken borçlar için bu ceza öngörülmez.
Nafaka alacaklarının tahsilinde bazı özel düzenlemeler bulunmaktadır. Örneğin, diğer borçlardan farklı olarak, nafaka borçları için emekli maaşına haciz konulabilir. Haciz durumunda nafaka alacakları İcra ve İflas Kanunu’na göre birinci sırada yer aldığından borçlunun malvarlığının icra yoluyla satılması halinde elde edilen bedelden öncelikli olarak nafaka alacakları ödenir. Nafaka borçlusunun maaşında başka hacizler olsa bile nafaka miktarı bu hacizlerden bağımsız olarak kesilir ve öncelikli olarak karşılanır.
Nafakanın ödenmemesi durumunda borçlu, ekonomik durumunun bu yükümlülüğü yerine getiremeyecek kadar kötüleştiğini iddia ediyorsa mahkemeye başvurarak nafakanın miktarının azaltılmasını ya da tamamen kaldırılmasını talep edebilir. Ancak böyle bir talep, nafaka borçlusunun durumu belgeleyerek somut şekilde ispat etmesini gerektirir.
İştirak Nafakası Davası Yargıtay Kararları
Aşağıda yer alan Yargıtay kararları, https://karararama.yargitay.gov.tr/ adresinden alınmıştır.
3.Hukuk Dairesi 2015/15923 E., 2015/18085 K.
“İçtihat Metni”
YARGITAY İLAMI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: OSMANİYE AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/05/2015
NUMARASI: 2014/1009-2015/401
Taraflar arasındaki iştirak nafakası davası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların Osmaniye Aile Mahkemesinin 2010/25 Esas ve 2010/17 Karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, velayeti davacıya verilen müşterek çocuğun ihtiyaçlarını davacının karşıladığını, davacının maddi durumunun kötüleştiği, davalının ekonomik durumu iyi olduğunu belirterek, aylık 400 TL iştirak nafakasına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının boşanma davası sırasında iştirak nafakası hakkından feragatinin artık bir daha iştirak nafakası talep etmeyeceği anlamına geldiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nun 182/2. maddesine göre boşanma veya ayrılık vukuunda velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ”gücü” oranında katılmak zorundadır.
Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, tarafların iradesine tabi kılınmamıştır. Dolayısıyla anlaşmalı boşanma ile iştirak nafakası istenilmemiş olsa bile sonradan bu istem gündeme getirilebilir.
Boşanma esnasında iştirak nafakası talep edilmemesi, küçüğün ergin olacağı tarihe dek sürecek olan nafakayı kapsamaz. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır.
Bu nedenle, mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile küçüğün ihtiyaçları dikkate alınıp uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2.Hukuk Dairesi 2014/12695 E. ,2014/14238 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9.Aile Mahkemesi
TARİHİ: 16.07.2013
NUMARASI: Esas no:2013/405 Karar no:2013/575
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır. Boşanma davası sırasında iştirak nafakasından vazgeçilmiş olsa bile boşanmadan sonra velayeti kendisine bırakılan taraf iştirak nafakası isteyebilir. Bu yön nazara alınmadan iştirak nafakası talebinin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple iştirak nafakası yönünden BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.23.06.2014 (Pzt.)

Berre Olcay, 2015-2020 yılları arasında Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Hukuk Lisans eğitimini tamamlamıştır. 2018-2019 yılları arasında İstanbul Barosu tarafından düzenlenen Yasal İngilizce ve Terminoloji Sertifika Programı’na katılarak, yedi ay süren eğitim sonunda sertifikasını almıştır. 2016 yılında İrlanda’da bulunan EF Executive Language Institute’da İngilizce dil yeteneklerini geliştirmiş ve C1 seviyesinde İngilizce sertifikası almıştır. İstanbul ve Bursa’da faaliyet gösteren Berre Olcay hem yerli hem de yabancı müvekkillere yönelik kapsamlı çözümler sunmaktadır.